5 Temmuz 2011 Salı

Vapur al beni götür..


                                                     
(Not: Nasıl olduysa, bir takım yazılarım çıkmış yayından yada ben yaptım bilemiyorum artık, şimdi tekrar teker teker yayınlıyorum onları.. bu yazımda onlardan biri)

Sabah, bücürük küçük kızım dört de kalkmış babasını kendi yatağına yatırmış, oyalanmışlar, televizyon seyretmişler, hiiiççç duymadım. Kıçım açıkta misali, bir rüyalar gördüm, bir rüyalar gördüm ..Erken saatte kalktım, dikişlerimi aldırmaya gittim, 2 tanesi kaynamamış, ne yazık ki tekrar pamuklara sarmalanıp,  paketlenip ve yine banyo yok uyarısı aldım, eve kös kös geri döndüm...Sabah  biraz tartışma vardı dün ki gibi ciddi sinirlendim, dışarı attım kendimi, Karşıyaka sahiline kadar yürürdüm, oradan bostanlı vapur iskelesinin yakınında bir banka oturdum durduk yere ağlamaya başladım...

Kendime kendim bile şaşırıyorum, ne aciz ağlak karılara döndüm be yaaaa..İçimden küfrediyorum, kendime ağlak kadın kapa çeneni, kim bilir kimlerin ne dertleri var,  biliyormusun adilik yapma, bir dur düşün, öle hemen sinirlenip ceketini alıp dikişli halinle, dışarı attın kendini ...attındaaaaaa, şimdi dönüşün o eve olacak gine, ne yani? bu kadar mı? havamı yaptın sen? ...kime? derdimi, basit görüp, başka konulara dalıp gittim bir an.
Kendime dramatik hikayeler bulup durmadan ağladım....Hani flash TV de varya ağlak hikayeler, oyuncu olduğunu zannedenler var o hikayelerde, ne boktan rollerdir onlar, büyük bir oyuncu edasıyla oynamıyorlarmı birde şaşırıyorum. O flash tv de, oyunculuk yapan bir kızla tanışmıştım  geçen sene. Kızla kardeşimin kız arkadaşı olarak tanıştık, bir acayipti hiç konuşmuyordu, yemek yiyip tabağını bile sofradan kaldırmadan hızlı hızlı yürüyüp, sanki yerini kapacaklarmış gibi kanepeye oturup televizyon seyrediyordu, her yemekte ama, kardeşimin g..tünün dibinden ayrılmadı, tuvalete bile onla gidecekti neredeyse, bir kontakta kuramadık 2 gün aynı evde kaldık darallar geldi kızdan bana, 2.ci günün sonda artık ayrılıcaz ya  nasılsa gidecek söyle söyleyeceğini dedim, böylee sesiz sesiz, durup TV seyrederken aniden kıza dönüp '' O flash TV de, O si....m, s..ku.m  hikayeleri nereden buluyor öyle,  hani yani seni tenzih ederimde ne g....t oyuncular var yaaaa cık cık cık hala hallaaaaa'' dedim  kız aniden kalkıp ne ''ne zaman gidiyoruz'' dedi kardeşime, pof umurumdaydı sanki çıkıp gittiler iyide oldu kanepemi iki gün zapt etmişti....Neyseeeeee oradaki hikayeler gibi işte öyle saçma hikayeler bulup oyunculuk yaptım kendi kendime ..
Aslında şu anda içinde bulduğum durum ağlak hikayelere taş çıkartır hiç başka hikayelere oyuncu olmaya gerek yok şu sıralar ......VUUUP VUUUP diye duyduğum sesle oturduğum yerden doğruldum, çok güzel, süzüle, süzüle, kalktı vapur.
Anneannemle vapura ilk bindiğimiz gün geldi gözümün önüne.... sanırım altı ya da yedi yaşındaydım. Dibek başında şimdiki bilinen adıyla Agora da otururdu anneannem....Çocukluğumun en güzel günleriydi  diyebilirim....
Büyük bir titizlik ve ahenkle  krem rengi döpiyesini giydi, anneannem, bütün kıyafetlerini dedem dikerdi dedem terziydi, aynı zamanda da santur çalardı ..TRT de ...Kahverengi çantasına, beyaz dantelli mendilini büyük bir titizlikle yerleştirdi konuşmaya başladı...

''Üstünü kirletme kızım, cici kızlar temiz tutarlar elbiselerini dedi  anahtarını aldı kapıya çıktık, paspası dik koyup kapıyı kilitledi, paspası dik koymak, evde yokum anlamına gelirdi, sarımsak sokakta oturuyordu, anneannem küçük 2 katlı sakız evlerin olduğu, bir muhitti Agora, yokuştan yavaş, yavaş indik,  küçük parkın içinden geçerek,  hamamın önünde, dedemin dükkanının karşısında durduk..
''git dedene söyle; Karşıyaka ya gidiyoruz, elbiseyi teslim edeceğimiz adresi yazıpta verecekmişsin de'' dedi dedem, dükkanın kapısında kahve içiyordu, bizi görünce zaten ayağa kalkmıştı, dedeme doğru koştum, anneannemin dediğini söyledim, dedem başımı okşayıp;
''akıllı kızım benim'' dedi . Ne akıllılık yaptımsa? birde elime kuruş sıkıştırdı, paketi aldım anneannemle yola koyulduk, havra sokağından girdik, kemer altından geçerken anneme babama uğradık, babamın kemer altı karakolunun karşısında iş yeri vardı, annemde, babamla çalışırdı. Yazın, şubat tatillerinde, beni anneanneme bırakır işe giderlerdi, tekrar yola koyulup, yavaş, yavaş konak vapur iskelesine kadar yürüdük.
Kocaman denizde yüzen bir şeyin içine bindik. Bu ilk vapura binişimdi, çok heyecanlandığımı hatırlıyorum. Martıları, denizi, vapuru, içindeki insanları, büyük bir heyecanla izliyordum ve hatırladığım çok keyifliydim....
Anneannemin yüzünün asık olduğunu gördüm, elinde bir kağıt vardı, onu okuyordu, dedemle de konuşmamıştı? Çok garipti, karı,  koca, konuşmaz mıydı hiç? ...
İşte büyüyünce karı, kocanın zaman, zaman, konuşmadığını, hatta birbirlerini gırtlaklayacak duruma geldiğini, görmüyor, bizzat yaşıyordum!!......
Dedem çapkın biriydi. Bunu büyüdüğümde öğrenmiştim de ama neler yaptığı hakkında bilgim yoktu. ...Seneleeerrr sonra anneanneme o günü sordum... Anneannem ''ne hafıza varmış kızım sende nereden hatırlıyorsun'' dedi. Bizim dedeme gittiğimiz o günden, 2 gün önce, anneannem pazarlık parası almak için dedemin dükkanına gitmiş, kapıyı kapalı görmüş, bir iki vurmuş ses gelmeyince, yandaki kasaba sormuş. ''yenge otur şimdi buradaydı gelir'' demiş. Anneannemde kapının önünde küçük bir taburede oturup, dedemi beklemeye koyulmuş. Yarım saat sonra kapı açılmasın mı? Süslü püslü bir kadın çıkmış içeriden, arkasından dedem, şok olmuş anneannem. İlk önce ilişkilendirememiş, sonra başından kaynar sular dökülmüş. Dedem savunmaya geçip ''ölçü alıyordum'' demiş. Anneannem elindeki pazar çantasını dedemim suratına fırlatmış, eve gelmiş. Eminim başına tülbent bağlamıştır,  çünkü anneannem ne zaman üzülse, ağlasa, sinirlense ,düşünceli olsa tülbendi kıvırıp anlına bağlar, ve muhakkak oponlu çay içerdi...(opon, eskiden bakkallarda bile satılan bir baş ağrısı hapıydı. Genellikle çayın içinde içilirdi.)..........
''Vapurda okuduğun neydi? anneanne'' dedim ''Adres yazdığı kağıdın arkasına bir mektup iliştirmiş'' dedi  ...''Ne yazmıştı'' dedim ''Ne olacak erkekler yanlış yaptı mı günah çıkartırlar onları yazmış'' dedi...Onlar neydi diye soramadım artık? ....
Şimdi de erkek, kadın ilişkilerinde de hiç bir şey değişmedi... Erkek kadın ilişkilerinde, dönemler değişse de hikayeler hep aynı, hep o tanıdık, bildik, hikaye!!!!

konuyla ilgili müzik dinle...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder